Warning: Attempt to assign property of non-object in C:\vhosts\kavho.org.tr\httpdocs\dnn\plugins\content\bot_seyretpic.php on line 74
TVHB
III. Türk Veteriner Hekimliği Kurultayı Sonuç Bildirgesi
III. Türk Veteriner Hekimliği Kurultayı, (TVHB)Türk Veteriner Hekimleri Birliğinin öncülüğünde, veteriner hekim milletvekilleri, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Merkez ve Taşra teşkilatı bürokratları, Dünya Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı, TVHB Merkez Konseyi Başkanı, veteriner fakülteleri dekanları, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, Veteriner hekim odaları başkanları, meslek örgütleri ve ihtisas dernekleri başkanları ile ilgili özel sektör temsilcilerinden oluşan 500 Kurultay Delegesinin katılımıyla 23-25 Nisan 2010 tarihleri arasında Ankara’da toplanmıştır.
1-) Yapılan genel değerlendirmede, aşağıda yer verilen konulara dikkat çekilmiştir.
Sağlıklı nesillerin oluşturulmasında hayvansal ürünlerin vazgeçilmez stratejik ürünler olması gerçeği göz önünde bulundurularak, ülkemizde hayvansal ürünlerin yeterli ve sağlıklı olarak tüketilebilmesi için gerekli önlemler alınmalıdır. Dünyada, tarım ve hayvancılığını geliştirmeden ekonomik kalkınmasını başarmış ülke yoktur. Bu gerçek dikkate alınarak, ülkemizde kişi başına düşen hayvansal ürün tüketiminin gelişmiş ülkelerdeki düzeye ulaşabilmesi için hayvansal üretim arttırılmalı ve hayvancılığın tarım içindeki payı % 50’lere çıkarılmalıdır. Bunu sağlamak için hükümetlerden bağımsız “Sürdürülebilir Ulusal Hayvancılık Politikaları” oluşturulmalı; bu amaca ivme kazandırmak için de 2011 yılı “Hayvancılık Yılı” olarak ilan edilmelidir. Bu çalışmalarda hayvan sağlığı temel alınmadan yapılacak desteklemelerin hayvancılığın gelişmesine fazla bir katkı sağlamayacağı dikkate alınmalıdır.
Günümüzde küresel pandemik tehditlere neden olan Kuş Gribi, Domuz Gribi, SARS gibi hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklarla (zoonozlar) mücadelede, sağlıklı yaşam için insanların vazgeçilmez temel hakkı olan gıda güvenliği ve güvencesi ile yaşanabilir ve sürdürülebilir bir çevrenin sağlanmasında veteriner hekimlerin rolü Mesleğimizi Stratejik bir konuma getirmiştir. Nitekim zoonotik hastalıkların küresel güvenliği tehdit edecek boyutlara ulaşacağı, ülkelerde sosyal ve siyasal istikrarsızlığa yol açacağı bazı ülkelerin istihbarat raporlarında yer almıştır.
İnsanlık tarihi bugüne kadar Tarım Devrimi, Sanayi Devrimi, Genetik Devrimi ve 21’inci yüzyılla birlikte başlayan Bilgi Devrimi olmak üzere dört büyük devrim yaşamıştır. Bu devrimlerin her biri ulusları, toplum katmanlarını, her türlü sosyal yapıyı etkilediği gibi veteriner hekimliği mesleğini de derinden etkilemiştir. Başlangıçta ön planda olan klasik veteriner hekimlik yaklaşımı, yerini sürü sağlığını ve işletme yönetimini öngören koruyucu hekimliğe bırakmıştır. Gelişmiş ülkeler, bu yaklaşımla ilgili plan ve projeleri uygulamaya koymuşlardır.
Çevre kirliliği ve ekolojik dengedeki bozulma birçok mikroorganizmaya tür barajını aşarak yeni konakçıları enfekte etme yeteneği kazandırmış; bu durum, veteriner hekimliğinde kapsamlı çalışmaların yapılabileceği yeni bir hastalık tanımı olan “Ekodemik” kavramını ortaya çıkarmıştır.
Mesleğimiz açısından ortaya çıkan bu değişim ve gelişmeler, önümüzdeki dönemde yapılacak çalışmalarda ön planda tutulmalıdır.
2-) Komisyon Raporları ile ilgili değerlendirmelerde, aşağıdaki hususların kamuya açıklanması kararlaştırılmıştır:
Türkiye’de ülke nüfusu ve hayvan varlığı göz önünde alınmadan ihtiyacından fazla veteriner fakültesi açılmış ve veteriner fakültesi sayısı bugün 21’e ulaşmıştır. Bu nedenle yeni fakülte açılmamalı, veteriner fakültelerinde ve sağlık bilimleri enstitülerinde lisans ve lisansüstü düzeyde eğitim-öğretim, çağdaş ölçütler ve yeni yönelimler dikkate alınarak düzenlenmelidir.
Veteriner hekimliği hizmetlerinin kalitesi açısından yaşamsal öneme sahip olan uzmanlık eğitimi yasal zemine oturtularak, en kısa zamanda yeniden başlatılmalıdır.
Veteriner hekimlerin mezuniyet sonrası sürekli eğitimleri yasal düzenlemeler ile zorunlu hale getirilmeli, sürekli eğitim TVHB koordinasyonunda, veteriner fakülteleri, diğer ilgili eğitim kurumları, Bakanlık ve meslek örgütleri tarafından verilmelidir.
Muayenehane açarak serbest veteriner hekimlik yapacak veteriner hekimlerin bilgi, beceri ve meslek mevzuatı konularında belli bir mesleki tecrübe kazanmalarını sağlamak için 6 aydan az olmamak üzere bir staj dönemi geçirmeleri konusunda yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Türk Veteriner Hekimleri olarak, Cumhuriyetimizin 100. yılında, 2023 vizyonu olan “Dünyanın En Saygın Mesleği Olmak” hedefini gerçekleştirmeye yönelik çalışmalar en önemli ve öncelikli mesleki politikamız olmalıdır.
Ülkemizin veteriner hekimliği hizmetleri, hayvancılık politikaları ve gıda güvenliği açısından dünya ile bütünleşmesi için meslek mevzuatımız, uluslar arası kurallara uygun olarak yeniden düzenlenmelidir.
Değişen ve gelişen dünyada, veteriner hekimliği mesleğinin vizyonu da değişmiştir. Çiftlikten – Sofraya Gıda Güvenliği, veteriner halk sağlığı, genetiği değiştirilmiş organizmalar, klonlama, kültür balıkçılığı, antimikrobiyel direnç, ev ve süs hayvancılığı, hayvan refahı, yaban hayatı vb. alanlar mesleğimiz açısından ön plana çıkmıştır. Eğitim kurumları, meslek örgütleri ve veteriner hekimler değişen bu rol modeli çerçevesinde kendilerini yenilemeli; stratejilerini ve çalışmalarını buna göre yapılandırmalıdırlar.
Ülkemiz hayvancılık işletmelerinin çoğunluğunu oluşturan küçük ölçekli işletmeler ile tarım ve hayvancılıkla geçinen ve artı değer üreten toplum kesimlerinin, küresel sermayenin karşısında yok olmadan yaşamlarını sürdürebilmesi için örgütlenmeleri desteklenmelidir.
Saygın bir meslek kimliğinin oluşturulması ve mesleki aidiyet duygusunun geliştirilmesi için eğitim-öğretimden mesleki uygulamalara kadar her alana yönelik etik-deontolojik ilke ve kurallar çağdaş ölçütler çerçevesinde yeniden düzenlenmeli ve bu ilke ve kurallara uyulması sağlanmalıdır.
AB’nin uyguladığı kurallar, (OIE) Dünya Hayvan Sağlığı Teşkilatının hayvan sağlığı, halk sağlığı ve gıda güvenliği açısından ortaya koyduğu kuralların mevzuata aktarılarak uygulamaya konmuş şeklidir. OIE kuralları aynı zamanda Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) tarafından da uygulanmakta olup, uluslar arası ticarette tüm ülkeler için bağlayıcı hükümler içermektedir. Bu nedenle ülkemizdeki ilgili mevzuat ve uygulamaların AB müktesebatına uyumlaştırılması, veteriner hekimlik hizmetleri, halk sağlığı ve uluslar arası ticaret açısından gereklidir.
Yaban hayatı ve hastalıkları konuları veteriner hekimliği eğitim programlarına dahil edilmeli, bu alandaki araştırmalar desteklenmeli, Çevre ve Orman Bakanlığında yaban hayatı ile ilgili yetersiz olan yapılanma geliştirilmeli, bunun için yeterli sayıda veteriner hekim istihdamı sağlanmalıdır.
Ülkemizin coğrafi konumu nedeniyle yaygın olarak görülen salgın hayvan hastalıklarının kontrol altına alınması veya eradikasyonu için epidemiyolojik çalışmalara etkinlik ve süreklilik kazandırılmalıdır.
Serbest veteriner hekimliğinde rekabete yol açan koşullar giderilmeli; muayene, tedavi ve kontrol ücretleri, veteriner hekim odalarının belirlediği asgari ücretlerin altında olmamalıdır.
Hayvan hastalıkları ve gıda güvenliğinin sağlıklı bir şekilde takibi ve disiplini açısından Bakanlık dışında veteriner hekimlik hizmetlerinin sadece serbest veteriner hekimler tarafından verilmesi sağlanmalıdır.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığında 3000 veteriner hekimin görev yapmasına karşın; 6000 dolayında muayenehane, poliklinik ve hastanede serbest çalışan klinisyen veteriner hekim sayısı 8500’e ulaşmıştır. Böylesine güçlü bir potansiyele sahip serbest veteriner hekimlerden, hayvan sağlığı ve gıda güvenliği alanında yürütülen kamu hizmetleri açısından “yetkilendirilmiş veteriner hekim” olarak yararlanılması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
İşyeri veteriner hekimliğine yönelik günün koşullarına göre yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Veteriner sağlık ürünleri ile ilgili firma, üretim, ruhsat, dağıtım, satış, güvenli kullanım, kayıt, izleme, ilaç güvenliği gibi son derece önemli süreçler, öngörülen düzenlemeler kapsamında olmalı; sahada kalite ve etkinlik kontrolleri yapılmalı; Bakanlıktaki veteriner sağlık ürünleriyle ilgili birim en az daire başkanlığı seviyesinde yapılandırılmalıdır. Veteriner ilaçlarının kontrol dışı kullanımının engellenmesi için üretici(ithalatcı), veteriner ecza deposu ve serbest veteriner hekim kanalıyla kayıt altında kullanımı sağlanmalıdır.
Veteriner aşı ve biyolojik ürünlerin üretim kalitesi ve izlenebilirliği açısından İİU(İyi İmalat Uygulamaları) ve İLU(İyi Laboratuar Uygulamaları) için gerekli mevzuat hazırlanmalı, resmi otorite oluşturulmalı ve denetçiler yetiştirilmelidir.
Çiftlikten sofraya gıda güvenliği yaklaşımıyla hayvan kökenli gıdaların üretiminden tüketimine kadar gıda zincirinin her aşamasında veteriner hekim etkin olarak yer almalıdır. Bu amaçla Tarım ve Köyişleri Bakanlığında yeterli sayıda veteriner hekim istihdamı sağlanmalıdır.
3-) Kurultayda yukarıda yer verilen hususlara ek olarak;
Bundan sonraki Kurultayların 5 yılda bir yapılması, Dünya Veteriner Hekimleri Birliğinin 2015 yılı Genel Kurulunun ülkemizde düzenlenmesi için yapılan çalışmalara hız verilmesi ve kurultay kararlarının takibi için bir Kurultay Sonuçlarını izleme komitesi kurulması kararlaştırılmıştır.
Tüm ilgililere ve kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Kurultay Düzenleme Kurulu Adına
Dr. Mehmet ALKAN
Türk Veteriner Hekimleri Birliği
Merkez K
Belediyelerde Sözleşmeli Veteriner Hekimler
Türk Kızılayı'nın başlattığı kurban bağışı kampanyasına TVHB den tam destek
TÜRK KIZILAYI’NIN BAŞLATTIĞI KURBAN BAĞIŞI KAMPANYASI’NA
TÜRK VETERİNER HEKİMLERİ BİRLİĞİ’NDEN TAM DESTEK
15 Ekim 2009 – Ankara
Kampanya ile ilgili detaylar, Türk Kızılayı Genel Başkanı Tekin KÜÇÜKALİ tarafından, 15 Ekim 2009 Perşembe günü, Türk Kızılayı Genel Merkezi’nde saat 10:30’da düzenlenen kahvaltılı basın toplantısı ile kamuoyuna duyuruldu.
Toplantıya bu kampanyaya destek veren Kamu-Sen Başkanı Bircan AKYILDIZ, Et ve Balık Kurumu Genel Müdürü Bekir ULUBAŞ, Diyanet İşleri Başkanlığından Osman Zeki ŞENER ve ayrıca Noterler Birliği, Ayakkabıcılar Birliği ve Gaziler Birliği temsilcileri katılmışlardır. Toplantıda TVHB Merkez Konseyi’ni II. Başkan Prof Dr Arif ALTINTAŞ temsil etti.
Türk Kızılayı Tanıtım filmi ardından açış konuşmasında Türk Kızılayı Genel Başkanı Tekin KÜÇÜKALİ Kampanya ile kurban kesiminde büyükşehirlerde yaşanan olumsuz görüntülerin önüne geçileceğini, kurbanların veteriner hekimler tarafından tek tek seçilerek hijyenik koşullarda, sertifikalı kasaplar tarafından Et ve Balık Kurumu kombinalarında, din görevlileri tarafından duaları yaptırılarak kesileceğini; bir kurban bedeli 275 TL olarak belirlendiğini ve bu yıl ilk kez kurban bağışlarının kredi kartına 4 taksitle yapılması uygulamasını başlattıklarını ifade etti.
Toplantıda konuşan TVHB II. Başkanı Prof Dr Arif ALTINTAŞ üç günde yaklaşık 600 bin büyükbaş ve 2 milyon küçükbaş hayvan kesileceğini ve bu miktarın Türkiye’nin bir yılda kesilen hayvan sayısının yaklaşık ¼ kadarı olduğunu; bunun büyük bir hareketliliği beraberinde getireceğini, gerekli önlemler alınmadığı takdirde insan sağlığı, hayvan sağlığı ve çevre ile ilgili sorunları da beraberinde getireceğini dile getirdi. Türk Kızılayı ile Türk Veteriner Hekimleri Birliği arasında daha önce imzalanan İşbirliği Protokolu gereğince kesim öncesi muayene, teknik ve hijyenik kesim, kesim sonrası et muayenesi ve etin hijyenik muhafazası için TVHB İl ya da Bölge veteriner hekim odalarından hizmet alacaklarını; bu şekilde Veteriner hekim kontrolunda kurban kesimi sağlık ve çevre sorunlarına yol açmadan, toplum olarak görmek istemediğimiz görüntülerden uzak gerçekleştirilerek bir dini vecibenin de yerine getirileceğini; bu süreçte hizmetlerinden dolayı Türk Kızılayını tebrik ettiklerini ve kampanyalarını desteklediklerini ifade etti.
Daha sonra diğer paydaşlar kampanya hakkındaki duygu ve düşüncelerini kısa olarak dile getirdiler. Ardından hep birlikte kahvaltı salonuna geçildi ve katılımcılara sunulan ürünlerden ayakta ikram edildi.
http://www.tvhb.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=361:turk-kizilayi&catid=54:duyurular&Itemid=81
16 EKİM DÜNYA GIDA GÜNÜ
16 Ekim Dünya Gıda Günü Basın Bildirisi
TÜRK VETERİNER HEKİMLERİ BİRLİĞİ
16 EKİM DÜNYA GIDA GÜNÜ
BASIN BİLDİRİSİ
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) kuruluş tarihi olan 16 Ekim, Dünya Gıda Günü olarak kutlanmaktadır. Her yıl bir tema çerçevesinde yapılan etkinliklerde, gıda üretimi, tüketimi ve gıda güvencesine ilişkin konular incelenmekte olup, küresel anlamda büyük önem arz eden açlık ve açlıkla mücadeleye dikkat çekilmeye çalışılmaktadır. Yaşanan krizler ve etkileri göz önünde bulundurularak bu yıl FAO’nun Dünya Gıda Günü için seçtiği tema ‘Kriz Dönemlerinde Gıda Güvencesinin Sağlanması’ olarak belirlenmiştir.
Gıda güvencesi, insanların sağlıklı ve aktif bir yaşam sürdürebilmeleri için beslenme ihtiyacını karşılayacak yeterli, güvenli ve besleyici gıdaya her zaman ulaşabilmesidir. Bununla birlikte dünyanın birçok yerinde, büyük bölümü kırsal alanlarda olmak üzere insanların günlük diyetlerinde yeterli miktar ve kalitede gıda bulunmaması veya sürekliliğinin sağlanamaması gerçeği insanlığı açlık sorunu ile karşı karşıya bırakmaktadır.
Dünya nüfusuna 2009 yılında tahmini olarak 105 milyon kişinin daha eklenmesiyle, yeterli ve dengeli beslenemeyen insan sayısı 1 milyara yükselmiştir. Bu durum tüm dünya nüfusunun altıda birinin açlık sorunu ile yüz yüze olduğu anlamına gelmektedir. Açlık ve yetersiz beslenmeden kaynaklanan ölümler dikkate alındığında rakamın, AIDS, sıtma, tüberküloz ve diğer hastalıklardan daha fazla olduğu görülmektedir. Açlık, nesilden nesile de devam etmekte, her yıl milyonlarca çocuk sadece anneleri yetersiz beslendiği için normalden az kiloda doğmakta ve 5 yaşına ulaşmadan hayatını kaybetmektedir.
Yoksulluk, açlığın en önemli nedeni olarak görülmektedir. Yoksulluğa bağlı olarak insanlar yeterli gıdayı üretememekte veya satın alamamaktadırlar. Yaşanan doğal afetler, mali krizler, savaşlar ve politik sorunlar nedeniyle artan gıda fiyatları da bu duruma olumsuz etkilemektedir. ABD'de başlayıp Avrupa ve dünyaya yayılan finansal krizin gıda sektörüne bu şekilde yansıması yaşanan en son örneklerdendir. Yoksul kesimlerde ve işsizliğin pençesinde kıvranan kesimlerde artan fiyatların etkileri daha çok hissedilmekte ve alım gücünü düşürmektedir. Artan fiyatların olumsuz etkilerini engellemek amacıyla hükümetlerce fiyat kontrolleri ve ihracat sınırlaması gibi çeşitli önlemler alınmakta, ancak bunlar da bir defaya mahsus oldukları ve geçici çözüm sağladıkları için yeterli olmamaktadır. Bu durum küresel ekonomiyi de olumsuz etkilemektedir. Bununla birlikte, finansal krizin etkisiyle yatırımcıların gıda ürünlerini yatırım aracı olarak görmeleri fiyatlardaki artışların hızlanmasına neden olmaktadır. Aslında Dünya Gıda üretim potansiyelinin tüm insanları besleyebilecek olmasına karşın, adil olmayan dağıtım ve tüketim sistemi sorunun en önemli parçalarından birini oluşturmaktadır.
Dünyada yaşanan küresel krizler ülkemizde yıllardan beri var olan yetersiz ve dengesiz beslenme sorununu daha da artırmıştır. Ülkemiz nüfusunun yarısının yoksulluk sınırı altında, 10 milyondan fazla yurttaşımızın da açlık sınırı altında yaşadığı göz önüne alınırsa, açlık ve yetersiz beslenmeyi ulus olarak ne kadar derinden yaşadığımız ortaya çıkacaktır. Ayrıca bir toplumun gelişmişlik seviyesi fertlerinin tükettiği hayvansal gıdaların miktarı ile doğru orantılıdır. Ülkemizde tüketilen et, balık, süt, yumurta gibi değerli protein kaynakları miktarının gelişmiş ülke verileri ile karşılaştırıldığında çok geride olduğu görülecektir.
Gıda güvencesi kapsamında gıdaya yeterli ve dengeli bir biçimde ulaşmak tek başına yeterli değildir. Tüketilecek olan gıdanın insan sağlığını olumsuz yönde etkileyecek her türlü etkenden uzak olması gerekmektedir. Bu kapsamda gıda güvencesi ve güvenliğinin sağlanmasında veteriner hekimlere önemli görevler düşmektedir. Bunun yanında yaşanan felaketler, salgın hastalıklar, toplu hayvan ölümleri ve bunların neden olduğu ekonomik kayıplar göz önünde bulundurulduğunda veteriner hekimlerin önemi daha da artmaktadır. Veteriner hekimler, tüm dünyada zoonoz etkenlerle mücadele, hayvan hastalıklarının tedavisi, sürü sağlığının korunması ve ekonomik kayıpların önlenmesi gibi konularda önemli role sahiptir. Ülkemizde olduğu gibi birçok ülkede de özellikle hayvansal gıdalarla ilgili olarak halk sağlığı açısından büyük sorunlar yaşanmaktadır. Gıda güvenliği ile ilgili riskin % 90 ı hayvansal kökenli gıdalardan kaynaklanmaktadır. Bunun yanında zoonoz hastalıklar riski nedeniyle, hayvansal kökenli gıdalar halk sağlığı açısından özel öneme sahiptir.
Gıda güvencesini sağlamak ve sürdürebilmek globalleşen dünyada ancak ulusal ve uluslararası işbirliği ile mümkün olmaktadır. Hükümetlerin, uluslararası örgütlerin, sivil toplumun ve özel sektörün güçlerini birleştirerek oluşturacakları strateji ve alacakları kontrol önlemleri ile karşılaşılan sorunlarla mücadelede başarıya ulaşılacaktır.
Her insan için sağlıklı ve yeterli gıdanın üretildiği bir dünya dileği ile Dünya Gıda Gününü kutluyorum.
Dr. Mehmet ALKAN
Türk Veteriner Hekimleri Birliği
Merkez Konseyi Başkanı
http://www.tvhb.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=360:dunya-gida-gunu&catid=52:basn-acklamalar&Itemid=78
16 EKİM DÜNYA GIDA GÜNÜ
16 Ekim Dünya Gıda Günü Basın Bildirisi
TÜRK VETERİNER HEKİMLERİ BİRLİĞİ
16 EKİM DÜNYA GIDA GÜNÜ
BASIN BİLDİRİSİ
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) kuruluş tarihi olan 16 Ekim, Dünya Gıda Günü olarak kutlanmaktadır. Her yıl bir tema çerçevesinde yapılan etkinliklerde, gıda üretimi, tüketimi ve gıda güvencesine ilişkin konular incelenmekte olup, küresel anlamda büyük önem arz eden açlık ve açlıkla mücadeleye dikkat çekilmeye çalışılmaktadır. Yaşanan krizler ve etkileri göz önünde bulundurularak bu yıl FAO’nun Dünya Gıda Günü için seçtiği tema ‘Kriz Dönemlerinde Gıda Güvencesinin Sağlanması’ olarak belirlenmiştir.
Gıda güvencesi, insanların sağlıklı ve aktif bir yaşam sürdürebilmeleri için beslenme ihtiyacını karşılayacak yeterli, güvenli ve besleyici gıdaya her zaman ulaşabilmesidir. Bununla birlikte dünyanın birçok yerinde, büyük bölümü kırsal alanlarda olmak üzere insanların günlük diyetlerinde yeterli miktar ve kalitede gıda bulunmaması veya sürekliliğinin sağlanamaması gerçeği insanlığı açlık sorunu ile karşı karşıya bırakmaktadır.
Dünya nüfusuna 2009 yılında tahmini olarak 105 milyon kişinin daha eklenmesiyle, yeterli ve dengeli beslenemeyen insan sayısı 1 milyara yükselmiştir. Bu durum tüm dünya nüfusunun altıda birinin açlık sorunu ile yüz yüze olduğu anlamına gelmektedir. Açlık ve yetersiz beslenmeden kaynaklanan ölümler dikkate alındığında rakamın, AIDS, sıtma, tüberküloz ve diğer hastalıklardan daha fazla olduğu görülmektedir. Açlık, nesilden nesile de devam etmekte, her yıl milyonlarca çocuk sadece anneleri yetersiz beslendiği için normalden az kiloda doğmakta ve 5 yaşına ulaşmadan hayatını kaybetmektedir.
Yoksulluk, açlığın en önemli nedeni olarak görülmektedir. Yoksulluğa bağlı olarak insanlar yeterli gıdayı üretememekte veya satın alamamaktadırlar. Yaşanan doğal afetler, mali krizler, savaşlar ve politik sorunlar nedeniyle artan gıda fiyatları da bu duruma olumsuz etkilemektedir. ABD'de başlayıp Avrupa ve dünyaya yayılan finansal krizin gıda sektörüne bu şekilde yansıması yaşanan en son örneklerdendir. Yoksul kesimlerde ve işsizliğin pençesinde kıvranan kesimlerde artan fiyatların etkileri daha çok hissedilmekte ve alım gücünü düşürmektedir. Artan fiyatların olumsuz etkilerini engellemek amacıyla hükümetlerce fiyat kontrolleri ve ihracat sınırlaması gibi çeşitli önlemler alınmakta, ancak bunlar da bir defaya mahsus oldukları ve geçici çözüm sağladıkları için yeterli olmamaktadır. Bu durum küresel ekonomiyi de olumsuz etkilemektedir. Bununla birlikte, finansal krizin etkisiyle yatırımcıların gıda ürünlerini yatırım aracı olarak görmeleri fiyatlardaki artışların hızlanmasına neden olmaktadır. Aslında Dünya Gıda üretim potansiyelinin tüm insanları besleyebilecek olmasına karşın, adil olmayan dağıtım ve tüketim sistemi sorunun en önemli parçalarından birini oluşturmaktadır.
Dünyada yaşanan küresel krizler ülkemizde yıllardan beri var olan yetersiz ve dengesiz beslenme sorununu daha da artırmıştır. Ülkemiz nüfusunun yarısının yoksulluk sınırı altında, 10 milyondan fazla yurttaşımızın da açlık sınırı altında yaşadığı göz önüne alınırsa, açlık ve yetersiz beslenmeyi ulus olarak ne kadar derinden yaşadığımız ortaya çıkacaktır. Ayrıca bir toplumun gelişmişlik seviyesi fertlerinin tükettiği hayvansal gıdaların miktarı ile doğru orantılıdır. Ülkemizde tüketilen et, balık, süt, yumurta gibi değerli protein kaynakları miktarının gelişmiş ülke verileri ile karşılaştırıldığında çok geride olduğu görülecektir.
Gıda güvencesi kapsamında gıdaya yeterli ve dengeli bir biçimde ulaşmak tek başına yeterli değildir. Tüketilecek olan gıdanın insan sağlığını olumsuz yönde etkileyecek her türlü etkenden uzak olması gerekmektedir. Bu kapsamda gıda güvencesi ve güvenliğinin sağlanmasında veteriner hekimlere önemli görevler düşmektedir. Bunun yanında yaşanan felaketler, salgın hastalıklar, toplu hayvan ölümleri ve bunların neden olduğu ekonomik kayıplar göz önünde bulundurulduğunda veteriner hekimlerin önemi daha da artmaktadır. Veteriner hekimler, tüm dünyada zoonoz etkenlerle mücadele, hayvan hastalıklarının tedavisi, sürü sağlığının korunması ve ekonomik kayıpların önlenmesi gibi konularda önemli role sahiptir. Ülkemizde olduğu gibi birçok ülkede de özellikle hayvansal gıdalarla ilgili olarak halk sağlığı açısından büyük sorunlar yaşanmaktadır. Gıda güvenliği ile ilgili riskin % 90 ı hayvansal kökenli gıdalardan kaynaklanmaktadır. Bunun yanında zoonoz hastalıklar riski nedeniyle, hayvansal kökenli gıdalar halk sağlığı açısından özel öneme sahiptir.
Gıda güvencesini sağlamak ve sürdürebilmek globalleşen dünyada ancak ulusal ve uluslararası işbirliği ile mümkün olmaktadır. Hükümetlerin, uluslararası örgütlerin, sivil toplumun ve özel sektörün güçlerini birleştirerek oluşturacakları strateji ve alacakları kontrol önlemleri ile karşılaşılan sorunlarla mücadelede başarıya ulaşılacaktır.
Her insan için sağlıklı ve yeterli gıdanın üretildiği bir dünya dileği ile Dünya Gıda Gününü kutluyorum.
Dr. Mehmet ALKAN
Türk Veteriner Hekimleri Birliği
Merkez Konseyi Başkanı
http://www.tvhb.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=360:dunya-gida-gunu&catid=52:basn-acklamalar&Itemid=78
Diğer Makaleler...
- AB Uzman Yardımcılığı ve Uzmanlık Sınav Yönetmeliği
- TVHB: dişi ve damızlık koyunların ihraç edilmesi stratejik hata olur
- Mesleki Etik ve Deontoloji -Panel Sonuç Bildirgesi
- İdare Mahkemesi, DSYB'lerinde Çalışan Veteriner Hekimlerin, Odaların Belirlediği Asgari Ücret Tarifesine Uymak Zorunda olduğu yönünde karar verdi.
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL





